BOŞANMA DAVALARI ÖZELİNDE TANIMA VE TENFİZ DAVALARI
Loading
BOŞANMA-DAVALARI-ÖZELİNDE-TANIMA-VE-TENFİZ-DAVALARI2

BOŞANMA DAVALARI ÖZELİNDE TANIMA VE TENFİZ DAVALARI

BOŞANMA DAVALARI ÖZELİNDE TANIMA VE TENFİZ DAVALARI

 Boşanma kararının tanınması ve tenfizi davası kısaca, yabancı bir ülke mahkemesi tarafından, en az bir Türk vatandaşının taraf olduğu bir evlilikle ilgili olarak verilen boşanma hükmünün, kişilerin nüfus kayıtlarına işlenebilmesi için Türkiye Cumhuriyeti mahkemeleri tarafından belirlenen koşullar çerçevesinde uygun bulunarak tanınması amacına yönelik açılan bir dava türüdür. Yani bu davanın açılmasındaki temel amaç, yabancı mahkeme tarafından verilen boşanma kararının tanınması ya da yabancı mahkemece verilen kararda ayrıca infaz edilmesi gereken bir hüküm varsa (müşterek çocukların velayeti, taraflar lehine hükmedilen tazminat vs) bu kararı tenfizidir.

Peki bu davayı açmadan doğrudan, yabancı ülke mahkemesi tarafından verilen boşanma kararının Türk Nüfus Sistemine işlenmesi ve kişinin medeni durumunun “Boşanmış” olarak değiştirilmesi mümkün müdür ? Bu sorunun cevabı maalesef hayırdır. Zira, nadir de olsa zaman zaman yabancı ülke mahkemeleri tarafından verilen boşanma davalarına ilişkin kararların kamu düzenine aykırı unsurlar içerdiği görülmektedir.

Örnek vermek gerekirse, Şer’i Hukuka göre yönetilen bir ülkede erkek tarafın eşi olan kadını “Talak-ı Selase” olarak da bilinen ve üç kere “ Boş Ol “ demesi ile boşamasının o ülke mahkemesi tarafından kabul edilerek hüküm altına alındığını ve Türk vatandaşı olan kadın veya erkeğin o ülkede bu hükme göre boşandığını varsayalım. Böyle bir karar, açıkça Türk hukuk sistemi tarafından kamu düzenine aykırı bulunacak ve verilen kararın tanınması için açılan dava kesin olarak reddedilecektir. Kanun koyucu bu tarz durumların önüne geçebilmek için 5718 Sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanunun 54. maddesinde hangi koşulların oluşması halinde tenfiz kararı verilebileceği açıkça düzenlenmiştir.

 Hemen burada belirtmek gerekir ki, Türk mahkemesi “tanıma ve tenfiz davasında”, yabancı ülke mahkemesi tarafından delillerin tartışılmasına, usul hukukunun uygulanışına, daha genel bir ifade ile yabancı mahkemece verilen hükmün, Türk Yasalarına göre doğru olup olmadığına, biraz önce bahsettiğim 5718 sayılı Kanunun 54. maddesinde sayılan istisnai durumlar dışında bakmaz. Yani burada görülen davada, tanık dinlenmez, yeniden delil toplanmaz. Sadece yabancı mahkeme kararının, yasada aranan şekil şartlarına sahip olup olmadığına bakılır ve bu koşullar oluşmuşsa davacının kabulüne karar verilir.

Peki nedir bu şekil şartları? Tanıma ve Tenfiz davası açabilmek için yabancı mahkeme kararının taşıması gereken unsurlar nelerdir, buna bakalım. Kısaca özetlemek gerekirse, yabancı mahkeme tarafından verilen boşanma kararının Türk Mahkemesince tanınarak kişinin Nüfus Kaydına işlenebilmesi için gereken koşullar;

–      Yabancı Mahkemece Verilen Kararın O Ülkede Kesinleşmiş Olması ve Karar Üzerinde Bunun Şerh Edilmesi

–      Yabancı Ülke Mahkemesince Verilen Karara Yönelik Apostille Şerhinin Alınması

–      Yabancı Mahkeme Kararının ve Apostille Şerhinin Türk Konsoloslukları ya da Ülkemizdeki Noterlerde Kaydı Bulunan Yeminli Tercümanlar Tarafından Türkçeye Tercümesinin Yapılmış Olması

Şimdi kısaca, bu koşulları izah edelim…

Yabancı Mahkemece verilen kararın kesinleşmesi, karar ile ilgili olarak o ülkede (örneğin Almanya) tüm olağan itiraz yolların tükenmesi anlamına gelir. Örneğin Almanya’da verilen bir boşanma kararı, kararın verildiği gün değil, kararın Alman Yasalarına göre taraflara tebliğ edilmiş sayıldığı ve karara karşı tarafların bir üst mahkemeye itiraz haklarının dolduğu günün ertesi gün kesinleşmiş olur. Kararın kesinleşmesi otomatik olarak mahkeme kararında yer almaz. Bunun için kararı veren yabancı mahkemeye gidilerek kararın üzerine kesinleşme şerhinin vurulması istenmelidir. Bu talep karşısında yabancı mahkeme kararın üzerine kesinleşme tarihini gösterir bir mühür vuracaktır. Böylece Türk Mahkemesi bu kararın kesinleşmiş bir karar olduğunu anlayacaktır.

Apostille ise çok taraflı bir uluslararası sözleşmeye dayalı bir belge olup, yine yabancı mahkeme kararının ülkemizde ayrıca bir tasdike gerek olmaksızın kabul edilmesini sağlayan bir belgedir. Bununla, verilen kararın yabancı ülke mahkemesi tarafından verilmiş bir mahkeme kararı olduğu Türk Mahkemeleri huzurunda doğrulanmış olmaktadır. Ancak apostille şerhinin aranması için ilgili yabancı ülkenin 5 Ekim 1961 tarihli Apostille anlaşmasının tarafı bir ülke olması gerekmektedir. Apostille şerhi bazı ülkelerde adli makamlarca bazı ülkelerde de idari makamlar tarafından verilebilmektedir. Ülkemizde apostille şerhi, mahkeme kararları için mahkemenin bağlı bulunduğu Adalet Komisyonlarınca, idari evraklar için ise Valilikler tarafından verilmektedir.

Son olarak yabancı mahkeme kararının usulüne uygun olarak tercümesinin yapılması ve noter veya konsolosluk tarafından onaylanmış olması gerekmektedir. Burada dikkat edilmesi gereken önemli şu husus bulunmaktadır. Tercümeyi yapacak kişinin çeviri yaptığı dili iyi bilmesi ya da yeminli tercüman olması yeterli değildir. Önemli olan mütercimin, konsolosluk ya da noter huzurunda yemin etmiş ve onlar tarafından tanınıp, imzası tasdik edilen bir kişi olmasıdır. Bu sebeple mahkeme kararlarında sadece tercümanın çevirisi değil, çeviriyi onaylayan noterin veya konsolosluğun ilgili biriminin de imzası ve mührü bulunmalıdır.

Peki bu davalar Türkiye’de hangi yerde açılabilir ? Tanıma ve tenfiz davaları aleyhine dava açılan kişinin Türkiye’deki yerleşim adresi ya da sakin olduğu yer varsa orada, bulunmadığı takdirde ise Ankara, İstanbul ve İzmir illerinde bulunan Aile Mahkemelerinde veya Aile Mahkemesi bulunmayan yerlerde Aile Mahkemesi sıfatıyla Asliye Hukuk Mahkemelerinde açılabilir.

Sonuç olarak, boşanma kararının Türkiye’de tanınması, hem ilgili Türk vatandaşının nüfusta halen evli görünmesi ve boşandığı eski eşi ile karşılıklı mirasçı olma gibi olumsuz durumlarla karşılaşmamak için gidilmesi gereken bir yoldur. Yine bu davanın açılması uzun süre ertelendiğinde eski eş ile olan irtibat zamanla tamamen kopmakta ve yeniden evlenme isteği gibi durumlarda adresine ulaşılamayınca ciddi mağduriyetler ortaya çıkmaktadır. Bu nedenle yabancı mahkeme kararının kesinleşmesi sonrasında çok zaman kaybetmeden bu davanın açılması ileride yaşanabilecek mağduriyetlerin de önüne geçecektir.

                                                                                                                                                                                                                                                    Avukat Arzu ONGUR