AMERİKAN VE TÜRK HUKUKUNDA HAVAYOLU TAŞIMACILIĞINDA TAZMİNAT » Ongur Partners
Loading

AMERİKAN VE TÜRK HUKUKUNDA HAVAYOLU TAŞIMACILIĞINDA TAZMİNAT

AMERİKAN VE TÜRK HUKUKUNDA HAVAYOLU TAŞIMACILIĞINDA TAZMİNAT

Stj. Av. Bengisu ÇAYAN

Tazminat kelimesi güncel Türkçe sözlüğe göre “Zarar karşılığı ödenen para, ödence” anlamına gelmektedir.[1] Yine Türk Hukuk Doktrinine göre zarar ile tazminat arasında sıkı bir bağlantı vardır ve zarar görenin malvarlığında meydana gelen eksilme zarar veren tarafından karşılanmalı, zararın tamamı giderilmelidir. Tazminatla zarar giderilmesi hususu değerlendirilirken Türk Hukukundaki temel ilke tazminatın zarar miktarını aşmadan hesaplanması, zarar oranında tazminata hükmedilmesi, kısacası zarar veren kişiyi cezalandırma veya zarar göreni zenginleştirme amacı güdülmemesidir.[2] Diğer Kıta Avrupası Hukuk Sistemlerinde de durum bu olmakla birlikte, -yani tazminatın cezalandırıcı amacından söz edilememekte ise de- Anglo-Amerikan hukuk sistemini kabul eden ülkelerde tazminatın cezalandırıcı fonksiyonu da bulunmaktadır.  Daha detaylı bir açıklama yapmak gerekirse Anglo- Amerikan hukuk sistemlerinde tazminat telafi edici ve cezalandırıcı olarak ikiye ayrılmakta iken Kıta Avrupası hukuk sistemlerinde sadece telafici edici bir tazminat sisteminden bahsedilebilecek, zarardan fazla tazminat ödenmesi fikri kabul edilmeyecektir.[3] Kıta Avrupası hukuk sistemlerinde cezalandırıcı tazminatın kabul edilmemesinin nedeni hukukun cezalandırma fonksiyonun artık özel hukuk kapsamından çıkarılması ve bu hususun hukuki ilerlemenin ve çağdaşlaşmanın bir göstergesi olarak da yorumlanmasıdır.[4]

Anglo-Amerikan Hukuk sisteminin bir parçası olan cezalandırıcı tazminatı daha detaylı incelemek gerekirse bu tazminatla ilgili en önemli husus zarardan fazla bir tazminat miktarına hükmediliyor olmasıdır. Bu noktada cezalandırıcı tazminatın amaçlarına değinmek gerekecektir. Cezalandırıcı tazminatın temelde davalının kusurlu davranışının cezalandırılması, davalının ve davalının cezalandırılması sonucunda diğer insanların gelecekteki bu tür davranışlarının önlenmesi amaçlarına sahip olduğu söylenebilecektir.[5] Cezalandırıcı tazminatın söz konusu işlevleri bu kurumun “özel hukuk cezası” olarak da anılmasına neden olmaktadır.[6]

Cezalandırıcı tazminat kurumu Amerika gibi Anglo-Amerikan hukuk sistemlerini kabul eden ülkelerde, Türkiye gibi Kıta Avrupası hukuk sistemini kabul eden ülkelere nazaran çok daha yüksek tazminatlar çıkmasına neden olmaktadır. Nitekim Türkiye’nin de dahil olduğu Kıta Avrupası hukuk sistemleri tazminat kurumuyla sadece oluşan zararı telafi etmeyi amaçlamaktadır.

Amerikan Hukukunda Tazminatın cezalandırıcı bir kurum olduğu, zarara sebep olan tarafın ileride de bu fiili tekrar etmesini engellemek amacı ile yüksek meblağlara hükmedildiği çeşitli örneklerden bahsetmek gerekirse;

  • Bir kadının McDonalds’ın arabaya servis bölümünden aldığı ve bacaklarının arasına sıkıştırdığı bir bardak çok sıcak kahvenin dökülmesi nedeniyle vücudunda yanıklar oluşması dolayısıyla McDonalds’a dava açması ve McDonalds’ın kahveyi bu kadar sıcak servis etmemesi gerektiği gerekçesiyle 600.000 dolar tazminat ödemesine hükmedilmesi;[7]
  • Philip Morris’e karşı sigarayı olduğundan daha az zararlı göstermek gerekçesiyle açılan dava ve bu dava sonucunda Philip Morris’in 79.5 milyon dolar tazminat ödemeye mahkum edilmesi;[8]
  • Bir araba alıcısının satın aldığı arabada neredeyse bir yıl sonra BMW ithalatçısı tarafından düzeltildiği açıkça belli olan küçük bir boya kusurunun farkına varması sonucu mahkemenin, boyanın yeni arabalarda sonradan düzeltilmesinin hile olarak nitelendirilmesi gerektiği gerekçesiyle, alıcıya 4 milyon dolar tazminat ödenmesi gerektiğine hükmetmesi[9] örnek olarak verilebilecektir.

 

Cezalandırıcı tazminatın Amerika’nın tümünde kabul gördüğü düşünülse de Amerika’nın Nebraska ve Washington eyaletlerinde cezalandırıcı tazminat uygulanmamakta, Louisiana, New Hampshire ve Massachusetts eyaletlerinde ise cezalandırıcı tazminatın uygulanması için kanunda özel bir düzenleme bulunması gerekmektedir.[10] Çoğu eyalet cezalandırılabilirlik açısından fiilin hileli, kötü niyetli veya ağır ihlal niteliğinde olmasını ararken, bazı eyaletler ağır ihmalin yeterli olduğunu kabul etmektedir.[11]

 

Havayolu Taşımacılığı Bağlamında Tazminat

Havayolu taşımacılığı her ne kadar en güvenilir taşıma yolu olarak görülse de hayatın olağan akışı bu taşıma yolunda da ölümle veya yaralanmayla sonuçlanabilecek kazalar, gecikmeler, yük kayıpları gibi sıkıntıların yaşanmasını kaçınılmaz hale getirmektedir. Nitekim uçak yolcu kapasitelerinin diğer ulaşım araçlarına nazaran daha yüksek olması veya taşımanın yeryüzünden metrelerce yüksekte yapılıyor olması bu alandaki kazaların diğer taşıma yollarına göre daha şiddetli olarak yaşanmasına, yaralanma ve ölüm oranlarının daha yüksek olmasına neden olabilmektedir. Bu nedenle havayolu taşımacılığına ilişkin tazminat yükümlülüğünün ayrıca incelenmesi gerekmektedir.

 

 

Türkiye

Havayolu taşımacılığı bağlamında tazminat yükümlülüğün değerlendirilmesinden önce yolcunun hava yolu taşımacılığını tercih etmesiyle birlikte nasıl bir hukuki ilişkinin varlığından söz edilebileceğine değinilmelidir. Yolcu ile havayolu şirketi arasında yapılan sözleşme taşıma sözleşmesi olarak nitelendirilmekte ve  taşıma sözleşmesi “yolcu veya yükün havayolu ile bir ücret karşılığında taşınması için yapılan sözleşme”[12] olarak tanımlanmaktadır.[13]  Taşıma sözleşmesi kapsamında taşıyıcı yolcuyu taşımakla yükümlü olduğu yere sağ salim bir şekilde götürmekle yükümlüdür ve taşıyıcı bu yükümlülüğün ihlali halinde, kazanın kendi veya yardımcılarına yükletilemeyen bir nedenden doğmadığını ispat edemediği müddetçe  yolcunun, hatta ölümü halinde yakınlarının zararlarını tazmin etmekle yükümlü olacaktır.[14] Türkiye’de havayolu taşımacılığına ilişkin sözleşmelere uygulanacak hükümlere bakıldığında ise yurt içi uçuşlarda ulusal hukuk hükümlerinin, uluslararası uçuşlarda ise Türkiye’nin taraf olduğu Montreal Konvansiyonu’nun uygulanacağı görülecektir. Ancak taşıyıcının sorumluluğunun sözleşmeye dayalı bir sorumluluk olduğu ve bu nedenle ilk önce yolcu ve taşıyıcı arasındaki sözleşme hükümlerinin dikkate alınması gerektiği de unutulmamalıdır.[15]

Türkiye’de yurtiçi havayolu taşıma sözleşmelerine 2920 sayılı  Türk Sivil Havacılık Kanunu, ve sözkonusu kanunun 106. Maddesi[16] uyarınca bu kanunda ve Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası sözleşmelerde hüküm bulunmaması halinde Türk Ticaret Kanunu’nun hükümleri[17] uygulanacaktır. Görevli mahkeme konusunda ise 6502 Sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun’un 3.maddesinin l bendi göz önüne alınmalıdır. Söz konusu hükme göre “Mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlem” tüketici işlemi olarak nitelendirilmektedir. Söz konusu kanunun 73. Maddesine göre ise tüketici işlemlerinden doğan uyuşmazlıklarda tüketici mahkemeleri görevlidir. Havayolu taşıma sözleşmesi de 6502 sayılı kanuna göre tüketici işlemi sayıldığından, havayolu taşımacılığından doğan uyuşmazlıklarda tüketici mahkemeleri görevli olacaktır. Bu davalarda yetkili mahkeme Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 6. Maddesinde genel yetki kuralına göre davalının yerleşim yeri mahkemesi olabileceği gibi 6502 sayılı kanunun 73.maddesinin 5.fıkrası uyarınca tüketicinin yerleşim yerinin bulunduğu yerdeki tüketici mahkemesi de olabilecektir. 6502 sayılı kanunun 16.maddesi uyarınca “ Kanunlarda veya taraflar arasındaki sözleşmede daha uzun bir süre belirlenmediği takdirde, ayıplı hizmetten sorumluluk, ayıp daha sonra ortaya çıkmış olsa bile, hizmetin ifası tarihinden itibaren iki yıllık zamanaşımına tabidir. “ Kanun düzenlemesinden de görüldüğü üzere havayolu taşımacılığından dolayı zarar uğrayan kişi tazminat talebini iki yıl içinde ileri sürmelidir. Ancak 6502 sayılı kanunun 16. Maddesinin 2.fıkrası ayıbın ağır kusur veya hile ile gizlenmesi durumunda zamanaşımı hükümlerinin uygulanmayacağını belirtmektedir.

 

Amerika

Amerikan Hukuku bakımından uçak kazalarına ilişkin tazminat kurumunun ayrıca incelenmesi gerekmektedir. Nitekim Amerikan Hukuku’nda bulunan cezalandırıcı tazminat kurumu uçak kazalarına ilişkin olarak özellik arz etmektedir. Bu hususu tam olarak açıklayabilmek için cezalandırıcı tazminatın kimden talep edileceğine dair ikili bir ayrım yapılmalıdır. Cezalandırıcı tazminat somut olayın koşullarına göre havayolu şirketinden de uçağı üreten firmadan da talep edilebilecektir.

Uçağı üreten firma bakımından cezalandırıcı tazminat sorumluluğu incelendiğinde : “Ürüne dayalı tazminat sorumluluğu” kavramıyla karşılaşılacaktır. Ürüne dayalı sorumluluk cezalandırıcı tazminat davalarının önemli bir kısmını teşkil etmektedir ve ürün sorumluluğunun yelpazesi son derece geniştir. Cezalandırıcı tazminat sorumluluğu doğurabilecek ürünlerin kapsamına uçaklar, motorlu taşıtlar, ev eşyaları, ilaçlar, kozmetik ürünleri ve diğer birçok çeşitli ürün girmektedir. Güncel durumda hava taşıtı üreticisi, diğer herhangi bir ürünün imalatçısı ile esasen aynı yasal yükümlülüklere tabidir. Bunun yanında bir hava taşıtının üretim veya tasarımından kaynaklanan bir hatanın benzersiz bir felaket potansiyeli de olduğu da unutulmamalıdır.[18] Uçak üreticilerinin karşılaştığı cezalandırıcı tazminat davalarına örnek olarak verilebilecek ilk dava 1974 tarihli  Pease v. Beech Aircraft Corp.[19] davasıdır. Bu davada mahkeme hava taşıtı üreticisi şirketin 20 milyon Amerikan Doları’nın üzerinde bir cezalandırıcı tazminat ödemesine karar vermiştir. Örnek verilebilecek ikinci dava ise 1972 yılında hava taşıtı üreticisinin 10 milyon doların üzerinde tazminat ödemesine karar verildiği  Rosendin v. Avco-Lycoming Corp.[20] davasıdır.[21]

Havayolu şirketine açılan davalarda cezalandırıcı tazminat kurumuna bakıldığında ise 1929 tarihli Varşova Konvansiyonu ve onun yerini alan 1999 tarihli Montreal Konvansiyonu dikkate alınmalıdır. Montreal Konvansiyonu ve Varşova Konvansiyonu uluslararası hava yük ve yolcu taşımacılığına ilişkin düzenleyici hükümler içeren konvansiyonlardır. Bu nedenle bu husustaki ilk açıklamalar Varşova ve Montreal Konvansiyonları kapsamına gören, kısacası uluslararası uçuşlar için yapılacaktır.

1929 yılında Varşova Konvansiyonu’nun yürürlüğe girmesi ile birlikte uluslararası uçuşlarda taşıyıcının sorumluluğu sınırlanmış, ancak Konvansiyon’un orijinal dilinin yorumundan cezalandırıcı tazminat talebinin mümkün olup olmadığı tam olarak tespit edilemediğinden 1999 yılında verilen Tseng v. El Al Israeli Airlines[22] kararına kadar mahkemeler arasında görüş birliğine varılamamıştır. Söz konusu kararda mahkeme Varşova Konvansiyonu’nda cezalandırıcı tazminat talep edilebileceğine ilişkin açık bir hüküm olmaması gerekçesiyle cezalandırıcı tazminat talebinin mümkün olmadığına hükmetmiştir.[23]

1999 yılında Montreal Konvansiyonu’nun kabulü ve Amerika Birleşik Devletleri’nin 2003 yılında bu konvansiyonu imzalanmasıyla birlikte Amerikan Hukuku’nda tüm bu tartışmalar sona ermiştir. Zira Montreal Konvansiyonu’nun 29. Maddesi “ Yolcuların, bagajların ve yüklerin taşınması konusunda, ister bu Konvansiyon kapsamında ister sözleşme veya haksız fiil veya başka bir sebebe dayalı olarak açılan herhangi bir tazminat davası, kimlerin dava açma hakkına sahip olduğu ve bu kişilerin haklarının neler olduğu sorusuna halel getirmeksizin, yalnızca bu Konvansiyonda belirtilen koşullara ve sorumluluk sınırlarına tabi olarak açılabilir. Bu tür herhangi bir davada herhangi bir cezai, ibret niteliğinde veya diğer telafi edici olmayan tazminatlar tazmin edilemez.” hükmünü içermektedir. Konvansiyon’un 29. maddesinden de açıkça görüldüğü üzere havayolu taşımacılığından kaynaklanan uyuşmazlıklarda cezalandırıcı tazminat talebi mümkün değildir. Ancak Konvansiyon’un sadece uluslararası uçuşları kapsadığı ve bu nedenle Amerika içindeki uçuşlarda havayolu taşımacısına karşı cezalandırıcı tazminat talebinin mümkün olduğu unutulmamalıdır.

Sonuç olarak her ne kadar Amerikan Tazminat Hukuku’nun yapısı nedeniyle ödenecek tazminat miktarlarının yüksek belirlendiği ve bu nedenle havayolu taşımacılığına ilişkin uyuşmazlıklar için davaların Amerika’da açılması makul görünse de Amerika’da uluslararası uçuşlarda taşıyıcıdan cezalandırıcı tazminat talebi mümkün olmadığından taşıyıcıya açılan davaların Amerika’da açılmasına gerek bulunmamaktadır. Nitekim diğer bir tazminat türü olan telafi edici tazminat talepleri Türk Mahkemeleri önünde de ileri sürülebilecek ve havayolu taşımacısının kusuruyla zarar gören kişinin zararının tamamının telafi edilmesi sağlanacaktır. Ancak zararın hava taşıtı üreticisinin kusuru nedeniyle meydana gelmesi durumunda Amerika’da hava taşıtı üreticisine karşı cezalandırıcı tazminat talebinde bulunulmasının mümkün olduğu da unutulmamalıdır.

 

Bu kapsamda daha detaylı bilgi için uluslararası hukuk alanında yetkin Ongur&Partners ekibiyle iletişime geçiniz.

[1] TDK Güncel Türkçe Sözlük

[2] EREN, Fikret, Borçlar Hukuku Genel Hükümler, 20. Baskı, s.784

[3] GÜLERYÜZ, Tarık, ZORLUOĞLU YILMAZ Ayça, Bir Anglo-Amerikan Hukuk Müessesesi Olarak Cezalandırıcı Tazminatın Bazı Türk Hukuku Müesseseleri ile Mukayesesi, TBB Dergisi, 2019(141), s.327

[4] UÇARYILMAZ, Talya Şans, EMİROĞLU Haluk, Roma Hukukunda Haksız Fiil ve Suç İlişkisi Işığında Tazminatın Cezalandırıcı Fonksiyonu, s.859

[5]GÜLERYÜZ, Tarık, ZORLUOĞLU YILMAZ Ayça, Age, s.329

[6] UÇARYILMAZ, Talya Şans, EMİROĞLU Haluk,age, s.838

[7] Liebeck v. McDonald’s Restaurants P.T.S., Inc., No. D-202 CV-93-02419, 1995 WL 360309

[8] HONSEL, Heinrich, Amerikan Hukuk Kültürü, s.363 (Karar: Philip Morris USA v. Williams, 549 U.S. 346 (2007), 556 U.S. 178 (2009) )

[9] HONSEL, Heinrich, age, s.363 (Karar: BMW of North America, Inc. v. Gore (94-896), 517 U.S. 559 (1996))

[10] GÜLERYÜZ, Tarık, age, s.336

[11] KENNY, Stephen C. , Punitive Damages in Aviation Cases: Solving the Insurance Coverage Dilemma, s.756

[12] KIRMAN, Ahmet, Hava Yolu ile Yapılan Uluslararası Yolcu Taşımalarında Taşıyıcının Sorumluluğu, Banka ve Ticaret Hukuku Araştırma Enstitüsü,1990, s.22

[13]GÖKTEPE, Hülya, Havayolu ile Yolcu Taşımacılığında Hava Taşıyıcısının Sorumluluğu ve Yolcu Hakları,Anadolu Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi (2016), s.212

[14] GÖKTEPE, Hülya, age, s.212

[15] GÜNAY, Barış, GENÇTÜRK, Muharrem, Hava Taşımacılığında Montreal Sözleşmesi’nin Yürürlüğe Girmesinin İç Hukuka Etkisi, Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi (2012), 794

[16] 2920 Sayılı Türk Sivil Havacılık Kanunu madde 106: “Havayolu ile yurt içinde yapılacak taşımalarda; bu Kanunda hüküm bulunmadıkça,Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası anlaşmaların hükümleri ve bu anlaşmalarda da hüküm bulunmadığı hallerde, Türk Ticaret Kanunu hükümleri uygulanır.”

[17] GÖKTEPE, Hülya, age, s.213

[18] KENNY, Stephen C., age, s.766

[19] Pease v. Beech Aircraft Corp., 38 Cal. App. 3d 450, 113 Cal. Rptr. 416 (1974)

[20]  Rosendin v. Avco-Lycoming Corp., 15 A.T.L.A. Newsletter 103 (Cal. Super Ct. Santa Clara Mar. 8, 1972

[21] KENNY, Stephen C., age, s.767

[22] El Al Isr. Airlines, Ltd. v. Tseng, 525 U.S. 155 (1999)

[23] AUBERT, Garth W, Punitive Damages in Aviation Litigation, s.23